Belki Şehre Bir Film Gelir Bir Güzel Orman Olur Yazılarda

Sıradan ve kötülüklerin içinde inci tanesi gibi iyilik aradığımız bir çağa ayak uydurmak zorunda kalmak nasıl bir duygu hiçbirimiz aslında düşünmek istemiyoruz. Zamanımızın çoğunu da aslında bütün yoğun yaşanmışlıklardan kaçıp hiçbir şey düşünmemek için çabalamaya harcadığımız aşikar. Kimsenin zamanı ne aşık, ne arkadaş ne de dost olmaya yetiyor son zamanlarda. Mutlu olmak ve yüzümüze birazcık tebessüm yerleştirmekle kötü bir haber alabilecek olmamız an meselesi malum. Bu mutsuz ruh halini etrafımızdaki herkese yansıtmak günlük rutinin bir parçası adeta. Acabalarla dolu ve güvensizliğin hakim olduğu bir yalnızlıkla varlığımızı sürdürmeye çalışıyoruz artık. Evet bir ilaç önermek ya da reçete yazmak gibi değil tüm yaşananlar. Dünyanın genel ruh hali de zaten gülümsemeyi düğümcük yapmak için oldukça elverişli durumda. Ancak hayata olan güveni yitirmemek ve karşımızdaki insanın da aynı şekilde bizim yaşadıklarımızı yaşadığını düşünerek empati yapmak ve birbirimize karşı hoşgörüyü elden bırakmamanın sıkıntılı günlerin tek ilacı olduğunu unutmamak en güzeli. Öfke ve öfkeden geriye kalan yangın yeri kalpler için tedavi hayata ve birbirimize inanmak olacak sadece çünkü.

Kimse dünyanın gidişatından memnun değil emin olun. Kimse hayatının en güvenilir yıllarını da yaşamıyor ve tıpkı bizim yaşadığımız tedirginlikleri yaşayarak hayatını devam ettirmek için herkes mücadele ediyor hatırlayın. Bu yaralar hep açık kalıyor hayatımızın kalbinin tam ortasında. Yaraların kapanması da sadece hayatın görkemini yitirmesine izin vermemekle olacak. Birbirimize karşı yaktığımız her umut ışığı, kötülüğün karanlığa gömülmesi için adım atmak demekten başka hiçbir anlam ifade etmez. Birbirimize selam vermekten, gülümsemekten, yardım etmekten, aşık olmaktan  hayata merhem olacak başka hiçbir reçete yok yazılabilecek. Hayatın her anı hepimizin başka başka noktalara gitmemizde etkili olurken ve her şey bu kadar pamuk ipliğine bağlı yaşanırken küçük bir mahallede, cumbalı bir evin sakız sardunyalı balkonundan hayatın cıvıltısı ve güzelliği, o mahalledeki herkesin birbirini aile bildiği bir hayatı hatırlayıp nereden nereye geldiğimiz konusunda birazcık oturup düşünmemize yardımcı olursa, ve biz elimizi taşın altına koyarsak kim bilir belki de iklim değişir Akdeniz olur? Olmaz mı?

3 Yorumlar

Bir Cevap Yazın