Yaptığın İş Senin Hayatın 2

Çoğumuzun hayatının büyük bir kısmı iş hayatında, çalışarak geçiyor. Bunca saat aynı hayatın içinde geçerken, çalışmayı bir keyfe dönüştürmek, günün sonunda doyuma ulaşmanın en önemli noktası olarak bilinir. Sevdiğimiz işi yapmak, yaptığımız işten zevk almak başarılı olmak için kaçınılmazdır. İşimizi sevdiğimiz her an, sadece para kazanmıyor aslında başarılı bir gün geçirdiğimizi de aslında kendimizi ispat etmiş oluyoruz.

Öncelikle bu konuda adım atarken, iş hayatımızda bizi neyin mutlu ettiğini bulmak ve aynı zamanda ne istediğimizi bilmek gerekiyor. Hayallerimizi süsleyen ne varsa, dışarı çıkarmak için çalışmak onlara her an ulaşmaya yaklaşmak demek. Sevmediği işi yapan insanlar, sadece para kazanmak uğruna hayatlarının çok büyük bir kısmını mutsuz bir şekilde devam ettiren insanlar olarak yaşamlarını sürdürüyor. Böyle bir hayatı ters düz etmek kendimize inanmakla başlıyor.

Hayatı, tutkular ve tutkularımıza bağlılığımız belirler ki yapmak istediklerimizi ne kadar güçlü bir şekilde hayatımıza çekmek istersek, o kadar yaşamımızda yer bulur. Hayallerimizin gücü başarılı olmanın odak noktasıdır ve dolu dolu bir yaşam için kendimizi tanıyarak bu yolculuğa çıkabiliriz. Keyifle yaptığımız işler yorucu olmaktan çıkar, zorluklarla karşılaşma oranı ne kadar yüksek olursa olsun, mutsuz olma ihtimalimiz yoktur. Bu anlamda farkındalığımızı arttırmak, mutluymuş gibi yapmaktansa gerçekten mutlu olmak ve pozitif enerjinin tüm hayatımıza yansıması, iş ve özel hayatımızda her anın tadını çıkarmak, yaptığımız işi sevmekten geçer.

Hayallerimizin peşinden giderek, yapmak istediklerimizin hayatımızda yer almasını sağlamak biz istedikten sonra kaçınılmaz son olur. Başarıyı yakalamak aşkla yapılan her işte, her zaman mümkündür. Yıllar geçtikten sonra ve hayatımızın bir anını bile sevdiğimiz iş için harcamadığımızı, o an ki pişmanlığımızla anlamak kadar acı bir durum olmayacak. Sevdiğimiz işi yapmayı, nasıl sadece başkaları mutlu olsun diye göz ardı ettiğimizi anlarsak, her şeyin kum gibi akıp gittiğine şahit olmamız işten bile değil. Bizi biz yapan özellikler, yeteneklerimiz, yaşamak istediğimiz anlar, uzun yıllar sonra anlamını yitiren birer heves olarak öylece kalakalacaklar.

Sevdiğimiz işi yapmak, sevdiğimiz işi yaparken eğlenmek, eğlenerek öğrenmek dünyaya bakış açımızı değiştirerek bizi bambaşka bir insan yapıyor. Her anın aslında bize verilen bir nimet olduğunu, içimizde gizli kalmış bambaşka bir yetenekle keşfedebilmek bizim elimizde.

Bir Cevap Yazın