En güzel Türk bayrağı resimleri - Türk bayrakları 52

Atatürkle ilgili ve Atatürk‘e yöneltilen her soruya yada şehir efsanesine bu konudan cevap veriyoruz.

NOT: Başlıklara yada sorulara eklediğim açıklamalara ekleyeceğiniz şeyler yada daha iyi bilgiler varsa lütfen yorum olarak yazın, ilk fırsatda konuyu güncelleyeceğim (1-5 saat arasında)

Atatürk‘ün en iyi tespiti, türklerin türklükten uzaklaşıp arap kültürüne, örfüne ve adetlerine yaklaşmasıydı. Bu topraklarını genişleten Türkleri ilerletmedi, aksine hantallaştırdı, geriletti. Neye inandığını, yada okuduğu kuran’ı anlamayan insanların dinini anlayabilmeleri ve öğrenebilmeleri için bir çok çalışma yaptı. Kuran’ı kerimi türkçe tercüme ettirdi, bunun masraflarını kendi kişisel hesabından karşıladı. Bir dönem Ezanın türkçe okunmasıda gündemde idi ancak bunun Allahın namaz’a çağrısı olduğu düşünülüp uygulamadan vazgeçilmiştir.

Atatürk kuran’ı kerimi neden türkçeye çevirmiştir sorusunun cevabını bu videoda bulacaksınız:

Ne olduğunu anlamadığın bir dine köle olursun, ancak anladığın ve bildiğin bir dini yaşadığında gerçek kişiliğini ve inancını bulursun..

Atatürk dinimizi yozlaştırdı, bizden uzaklaştırdı?

Atatürk cumhuriyetin kuruluşundan hemen sonra Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur. Amacı İşlâm dininin inançları, ibadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmektir. Burdan da anlaşıldığı üzere, Atatürk islam dinini yoketmek yerine halkın anlayacağı şekilde, devlet işlerinden ayırmıştır. Amaç türk halkının dini konularda daha fazla bilgilenmesi ve dini inancını özgürce, bilerek yaşamasıydı.

Ayrıca Atatürk bir çok yerde ve konuşmasında islam dinini yüceltmiş, H.Z muhammed’i savunmuştur. bkz:

Bir sözünde dini “lüzumlu bir müessese” olarak gördüğünü ifade eden Atatürk, başka sözlerinde de İslam için “bizim dinimiz” ve “büyük dinimiz” gibi ifadeler kullanmıştır. Ayrıca Kur’an için “sanı büyük” ve “en eksiksiz kitap”, Muhammed için “peygamberimiz efendimiz hazretleri” ve “Allah’ın birinci ve en büyük kulu” demiştir. 1922 ve 1923’te yaptığı iki konuşmada “Allah birdir, büyüktür.” demiştir. 1923 yılında kendisine armağan olarak Kur’an gönderilmesine “Bence kıymetini takdire imkân olmayan bu hediyeyi, en derin ve hürmetkâr din duygularımla muhafaza edeceğim.” sözüyle teşekkür etmiştir. Kur’an’ın anlaşılarak okunmasına verdiği önemden ötürü Türkçeye çevrilmesi emrini vermiştir. Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayı’nda zaman zaman yakın dostlarıyla bir araya geldiğini ve kendisinin de bu ziyaretlere katıldığını anlatan manevi kızı Ülkü Adatepe, onun bazen efkarlanıp eski hikâyelerini anlattığını, savaşa giderken daima ellerini açıp “Allah’im sen Türk milletini hiçbir zaman esir etme.” diye dua ettiğinden bahsettiğini belirtmiştir. Atatürk, Türk milletinin dinî inancı ile ilgili bir sözünde şu ifadeleri kullanmıştır:

“Türk milleti daha dindar olmalıdır, yani bütün sadeliği ile dindar olmalıdır demek istiyorum. Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum. Bilince aykırı, ilerlemeye mâni hiçbir şey içermiyor. Halbuki Türkiye’ye bağımsızlığını veren bu Asya milletinin içinde daha karışık, sun’i, bâtil itikatlardan ibaret bir din daha vardır. Fakat bu konuda yeterli bilgisi olmayanlar, bu âçizler sırası gelince, aydınlanacaklardır. Onlar ışığa yaklaşamazlarsa, kendilerini yitirmiş ve mahkûm etmişler demektir; onları kurtaracağız.” [wikipedia]

Atatürk kuran-ı yasaklamıştır.

Atatürk kurani hiçbir zaman yasaklamamıştır, aksine arapça eğitim verilmesini yasaklamıştır, bununda sebebi arapcanın öğrenilmesinin çok zor ve uzun sürmesi, artı kendi özümüze, kendi dilimize yani Türkçeye geçişimiz olan latin alfabasidir.

Atatürk halifeliği kaldırdı. Neden kaldırdı ?

Halifelik osmanlının son dönemlerinde etkin olarak işlev görmüyordu, hatda baktığımızda osmanlının son 200 yılına halifelik adı altında, islam ülkelerinden yapılan bir çok destek ve yardım çağrılarına yanıt alamamıştır, buda halifeliğin osmanlıdayken zaten etkinliğini bittiğini göstermektedir. Mustafa Kemal Atatürk’ün halifeliği kaldırmasının dinimize yada farklı otoritelere bir etkisi olmamıştır, olmasıda imkansızdır, çünkü zaten etkin olmayan bir yönetim şeklinin kalmasının mantığı nedirki ?

Atatürk başörtüsünü yasaklamıştır?

Başörtüsü yasağını Atatürk değil, 1980 li yıllarda üniversitelerde türban kullanımındaki artış sebebi ile, dönemin hükümeti laikliği uyguladığını düşünerek başörtüsü yasağı getirmiştir. Bu yasakla ATATÜRK’ün kesinlikle alakası yoktur. Ancak Atatürk’ün kara çarşafa olan karşıtlığınıda yazdığı kitaplardan yada el yazmalarından görebiliyoruz, çünkü ona göre medeni, laik bir ülkenin kurulmasında kadınların heryerini kapatan kıyafetlerle kendilerini toplumdan soyutlamaları kabul edilemezdi.

Atatürk şeriatı kaldırdı.

Şeriat kanunları günümüzde sadece 2 ülkede gerçek anlamında kullanılıyor diğerleri bir çok değişiklikle, farklı yorumlamakta, yada kendilerine göre uygun olan yerlere göre kullanmaktadır. Buda şeriatla yönetim şeklinin kullanım alanının dar olduğunu ve ATATÜRK’ün dini ve devlet yönetimini birbirinden ayırması ile gerek kalmadığını göstermektedir. Ayrıca ekmek çaldığı için bir çocuğun elinin kesilmesini hanginiz kabul edebilirsiniz ?

Atatürk hocaları, imamları, şeyhleri astırdı.

Atatürk ne hocaları astırdı, nede imamları yada şeyhleri. Atatürk, dini ve islami kullanarak insanların vicdanını, duygularını sömüren, bunu kullanarak isyan çıkaran yozlaşmış hocaları, imamları ve şeyhleri astirmiştir. Yeni kurulan bir ülkenin isteyeceği en son şey isyandır, birlik ve beraberliği sağlaması gerekirken halkı galeyana getirip, isyanı körükleyenlerin Allahdan ve kitapdan uzaklaştıklarını, kendi işlerine yaramadığı için yeni yönetim sistemini sabote etmeye çalıştıklarını anlamak zor değildir. Kaldıki Cumhuriyetin kuruluşundan kısa bir süre sonra Atatürk dini konularda halkı bilgilendirmek ve islami yaymak için Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuştur. Bu kurum günümüzde de hala varlığını sürdürmektedir..

Atatürk sarık, fes yasakladı, şapkayı getirdi, sapta takmayanları astırdı.

Şapka takma zorunluğu sadece devlet memurlarına ve kamu kuruluşlarına getirilmiştir, halk şapka takmak zorunda değildi, bunu ilgili kanun ile görebilirsiniz:

Kanun maddesi Kaynak: TBMM

Bu kanunun çıkarılmasındaki en büyük etken her önüne gelenin sarık takarak insanların dini duygularını sömüren sahte din adamı, üfürükçü, büyücülerin önüne geçmektir. O dönem osmanlıyı işgal eden ingiliz ve fransızların köpekliğini yapan 100 lerce hocanın halkı isyana teşvik etmesinden sonra bunu gören M. Kemal ATATÜRK gerçek din adamları ile sahtelerini ayırmak ve sadece devlete bağlı din adamlarının sarık takabileceği şapka kanunu çıkarmıştır. Burdaki amaç avrupa sevdası yada dini yozlaştırmak değil, aslı görevi insanlarımıza dinimizi doğru anlatan imamları, sahteci hocalardan ayırmaktır. Halktan hiç kimse şapka takmadığı için aşılmamıştır, bunu araştırabilirsiniz. Bu kanunun Türkçe açıklamasınıda veriyorum:

25 Kasım 1925 tarihinde mecliste kabul edilen 671 No’lu “Şapka İktisası Hakkında Kanun” ile TBMM üyeleri ve memurlarına başlık olarak şapka giyilmesi zorunluluğu getirildi ve Türk halkı da buna aykırı bir alışkanlığın devamından men edildi. Kanun, 28 Kasım 1925 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Şapka Kanunu, 1982 anayasasının 174. maddesine göre “inkılap kanunları” (anayasaya aykırılığı iddia edilip iptal edilemeyecek kanun) arasındadır. [Wikipedia]

Kanunun amacı halkın kafasına bişey takacaksa bunun şapka olması, bunun dışındakiler fes ve sarık yasaklanmıştır. Sarık’ı ise sadece devlete bağlı din adamları takabilecektir, böylece ortadaki kılık kıyafet düzeni sağlanmış oldu.

Fes bir yunan ürünüdür, bunu kullanmak için o kadar yaygara yapan insanımız acaba bunun farkındamıydı ? Ayrıca gelişen bir dünya ve medeniyetde, gelişime ayak uydurmak neden size yanlış geliyor ? Şuanda günümüzde bile hergün yatağınızdan kalktığında yeni bir şeyin moda olduğunu görüyorsunuz ve o modaya ayak uydurmak için avm lere koşuyorsunuz. Ancak bunu ATATÜRK medeni bir toplum ve modern bir ülke kurmak için yaptığında onu yadırgıyorsunuz. Burdaki çelişki sizce biraz fazla değil mi ?

Atatürk dinsizdi.

Atatürk’ün dini bizi ilgilendirmiyor, bizi ilgilendiren kısmı islam dinini nasıl kullandığıdır. Halkının okuduğu kurani anlaması ve dinini gerçek anlamda öğrenmesi için kişisel hesabından Kurani kerim’i Türkçe çeviren bir liderin islam dinine nasıl bir zararı olmuş olabilir ? Aksine islam dinini anlama yolunda atılan bu adım bir devir atlama değil midir ? Okuma yazma oranınında %1 in altında olduğunu düşünürsek o dönem, Türkiyenin %99’u okuduğu kurandan birşey anlamıyordu. Sizce bu özgürce dini yaşamakmıdır ?

Atatürk lozanda ülkeyi satmıştır.

Bu uzun yıllar konuşulan bir konudur. Yoktan varolan bir ülkede verilen bi kerkük mü sizin gözünüze battı ? O kadar övündüğünüz osmanlıdan kalanlar ile suanki sınırlarımız çizildi. Lozana giderken bile Atatürk savaşa hazırdı, ancak o zamanın siyaseti, yaşananlar o kadar ince bir çizgidedirki anlamak ve yorumlamak bizlerin işi değildir. Suanki siyaseti bile anlayamıyorken 100 sene önceki durumu göz önüne aldığınızda yapılan anlaşmanın bir başlangıç olduğunu ve gerekli olduğunu görebilirsiniz.

Atatürk’e tapıyorsunuz.

Hayır bizi o şekilde görüyorsunuz ama tamamen yanlış. Biz doğrulardan ve gerçek tarihten yanayız, yazılan çizilenlerin farklı yorumlanıp tarihi kirletenlerin karşısındayız. Türkiye cumhuriyetinin kurucusu olan birine saygı duymak ona tapmak demek değildir. Allaha şükür onun kurduğu bu ülkede ALLAHA kulluk ediyoruz, başkasına değil.

Ezan’ı türkçe okuttu

Bu bir ilk değildi, osmanlı döneminde de Ezan türkçe okutulmuştur, bunu bilmiyordunuz dimi. sorun değil TV lerdeki dizileri, dinsiz imamları dinlemeye devam edin siz. Sultan Abdülaziz döneminde yaygınlaşan Türkçülük hareketi ile ezanın Türkçe okunması tartışmaları ve önerileri gündemdeydi. Bu bilgiyide not edelim.

Medreseleri kapattırdı

Medreseleri kapatmasının sebebi eğitimin tek bir bakanlık üzerinden milli eğitim bakanlığı üzerinden verilmesiydi. Din işleri için zaten oluşturulan diyanet işleri bakanlığı ilgileniyordu. Bu bir nevi din ile normal eğitimi ayırmak şeklinde yorumlanabilir. Ancak bunun sonucunda dini yozlaştırdığı iddaları çok ağır olacaktır, çünkü halkın kendi dinini anlayabilmesi için hala günümüzde de faal olan diyanet işleri bakanlığını şahsen kendisi kurmuştur.

Osmanlı ATATÜRK yüzünden yıkıldı.

Osmanlı mı vardı ki Atatürk yıkacak ??? açıklamaya bile gerek duymuyorum, saygılar.

Osmanlının son dönemini ve verilen kurtuluş mücadelesini biraz olsun empâti yaparak düşünün, hissedin.


Sizden kimseyi sevmenizi yada övmenizi istemiyoruz, sadece tarihe biraz saygınız olsun..

Okumanızı tavsiye ettiğim kaynaklar ve bilgiler:

Bir Cevap Yazın