Sevgiliye güzel sözler üzerine hazırladığımız içeriğimizde 130 dan fazla sevgiliye söz yer almakta. Bununla beraber yeni hazırladığımız kaliteli resimli güzel sözler bulunmaktadır. Sizlerde resimli sözleri sosyal medyada, arkadaş çevrenizde paylaşabilirsiniz.

Sevgiliye güzel sözler

Sesin ruhumda çarpan derin bir yankıdır. Ölene kadar muma dönmüş kalbim senin için yanacaktır.

Nolur aşkım beni kendinden mahrum etme. Aşkın bedenimde ki, edebiyen sönmeyecek olan yangındır. Nolur beni kokuna hasret etme. Aşkın yüreğimde ki açık yaraya bir merhem hatta bir yamadır.

Gökyüzü kadar asil, yeryüzü kadar eşsiz ve güzelsin. Sen benim bu evren üzerinde ki ilk ve tek şansımsın. İyi ki benim eşimsin. Seni çok seviyorum.

Terk etsin bu diyarı ayrılıklar, ömrü çok olsun beraber ektiğimiz güllerin. Bak gözlerime aşkla, hiç bir şeyden haberi olmasın ölümün.

Sensiz bir dünyayı hayal etmek bile beni nefessiz bırakmaya yetiyor aşkım. Nolur hiç bir koşulda ellerimi bırakma anca senin aşkın varken ben varolabilirim.

Nereye gittiği belli olmayan bir karanlık istasyon gibi sensizlik. Sadece hüzün, keder ve acı var. Bana dünyaları sen verdin. Her şeyim oldun canım eşim. Seni sonsuza dek seveneceğim.

Eğer bir gün olur da ayırırsa bu acımasız dünya bizi, unutma; Ben seni zihnimin varlığı bu âlemden silininceye kadar seveceğim.

Sakın el gibi öyle soğuk olma, güz olma. Nolur sen hep gül. Gül ki ruhum huzura ersin ve güzün   dökdüğü aşk çiçeklerim yeniden can bulsun zümrüt gözlerinde.

Seni görünce önce kalbim sen ile durdu sonra o kalbim aşk ile doldu.

Hadi öpte geçsin kırılan kalbimin acısı, öp ki geçsin hissettiğim şu derin sızı. Diğer insanlar hiç lazım değil bize. Sadece senin sıcak ellerin yeter dünyamın dönmesine.

Sen bana çiçek ol canım eşim, bu kuru dal senin için yeniden yeşerir o yüce aşkınla. Seni çok seviyorum. Sen benim şu kısa süreli ömrümde ki en değerli hazinemsin.

Hava da o aşk ve sevgi dolu kokun var. Her nefes aldığımda ciğerimde ki gri kelebekler ardı ardına kanat çırpıyor. Yüzün gökyüzünde belirir aşkım. Bakmaya doyamıyorum.

Beraber yüzdüğümüz deniz kutsandı aşkla, bunun en büyük şahitidir kıyıya bıran şu asi dalgalar.

Sen hala çılgınsın yarim, ben ise hala belalı. Sensiz bu dünya üzerinde yaşayamam. Biliyorsun ben hala deliyim, hala sevdalı…

Gün senin gözlerine mecbur gibi doğuyor. Ben ise zaten tüm benliğim ile sana mecburum birtanem.

Farkına vardım ayrılık veya keder denen o siyah şeytanın. Senin için devirdim üstüne onun ömürlük parlak yıldızları. Artık etrafımızda ne ayrılık olur, ne de keder…

Gazap çiçekleri soldu, bu hasret ve hüzün çekilmez oldu. Bi’ tanem nolur beni hiç bırakıp gitme, kal hep bu şehirde yoksa biliyorum yazık olur bize.

Bu hissettiğim bir avuntu değil ki yarim. Tamamem sevgi ve tutku… içimde seninle beraber yaşayan aşk ve onlarca güzel duygu…

Dinlediğim onlarca aşk şarkısında aklıma hep sen geldin. Seni hala deliler gibi seviyorum.

Bizim aşkımız yüzlerce kez parçalandı lakin her seferinde parçalandıkça çoğaldı.

Seni her gördüğümde kalbim yaşama amacını yeniden kazanıyor. Kalbim senin kalbinle tek bir ritimde atıyor.

Biricik sevgilim kokunu her hissettiğimde şuursuz bir duygu kaplıyor tüm ruhumu. Bu his ki kalbimin en derinlerden geliyor. Sadece senin için.

Bir kucak siyah gülle gelsem akşam eve. Hani hep dediğin gibi örselenmiş kusurlu güzelliğin sembolüyle. Hatta aşkımızı kutsasak orada tarifsiz bir hisle.

Tüm benliğim üstüne yemin ederim ki hayal ettiğim tek düş sensin.

Bir kabus gördüm, sen hiç varolmamıştın. Ben ise kanatları renkten mahrum, örselenen gri kelebektim. Uyandığım da nefesini hissettim. Hücum etti kan beynime. Alev aldı tenimde, bedenimde. Sensizlik benim kaldıramayacağım kadar ağır aşkım. Beni asla bırakma olur mu?

Ben aşkın bir türlü hapsemediği firari suçluyum! Neden mi hapsedemiyor beni? Prangalarım sende sevgilim. Ben ancak sende tutuklu kalırım.

Mecburum sana hayatımın anlamı tıpkı bir çiçeğin suya olan mecburiyeti gibi.

Ben daha küçüğüm, emekliyorum aşk güllerinin aziz yolunda. Umrumda değil dikenler, sen varsın işte bu yolun sonunda.

Yakıp yıktım ve devirdim bu yolda karşıma çıkan tüm engelleri. Senin uğruna biriciğim. Görmek için deniz gözlerinin enginlerini.

Kal yanımda açılalım bir yelkenle mavi denizlere. Bizim için deniz susturur dalgalarını ve anlatırız ona birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi.

Haber verir yeryüzünün eşsiz rüzgarları yıldızların uğruna parladığı kadına. Açar mı deniz gözlerini, yüreğinde aşkın bu kor alevlerini taşıyan adamın kollarında?

Yazalım mı sonsuz aşkımızı temsilen dar arka sokaklara “seni çok seviyorum bitanem.” diye?

Bu sonbaharda birbirimize sonsuza kadar aşkla mühürlendik ama bak dökmüş zülüflerini, ikimize dargın bir bahar geliyor. Sırf aşkımıza şahitlik edemedi diye küskün bize lakin sen üzülme sevgilim. Tomurcuklarca açan çiçeklerinden belli bahar hala bizi çok seviyor bahar.

Önce bir çift göz gördüm ardından içli içli, acılı bir şarkı çalınan o kemanı duydum. Hep o şarkıyı çal birtanem, bizi kavuşturan şarkıyı…

Geceyi güzdüze katarım, ufuğu yakamozla birleştiririm. Sen üzülme güneş battı diye yeni gün elbet doğacak. Biz ise el ele oturup izleyeceğiz her şeyi gün doğumunda.

Nasıl yaralanmadan yükseldin o fırtınadan küçüğüm? Nasıl kanatların yara almadı? Görüyor musun ben yaralandım! Hadi tut ellerimden, öp yanağımdan. O sihirli öpücüklerinle iyileştir beni!

Mehtaba karşı uzanalım, pamuk gibi bulutları anlamsız şekillere benzetip saatlerce gülelim. Eğlenelim çocuk gibi, bırakmayalım birbirimizi bir elmanın iki yarısı gibi…

Ben, ayrılık bahçesinde kurumuş, yaprakları sararmış ya da dökülmüş o garip güldüm. Gel ve nolur toprağım ol hayatımın anlamı, suyum ol. Yaşam bahşet bu çaresiz goncaya. Seni çok seviyorum.

Kaç yıl geçerse geçsin, isterse tozlansın ya da örtseler üzerini beyaz bir bezle unutmam yüzünde ki tek bir beni dahi… sensiz geçen akşamların veya günlerin hiç bir anlamı yok. Sensiz bir yaşam yaşatmasın Allah bize.

Ben kıvrılıp dururum bir lamba dibinde, izlerim yarimi. O dokundukça saçlarına esen rüzgarla geliyor bana kokusu. Aşktan tutulacak gibi dilim.

Tüm umutlarımı içimde ki varlığına bağladım, yüreğimi de çökük, harabe duvarlara yasladım. Eğer zorlarsam bendimi tıpkı bir sel gibi taşar tüm sevgim. Bizi ayırmak isteyen herkesi önüne katıp götürür.

Eskiden biri eşi hastalanınca gider Ağrı Dağından sevdiğine kar getirirmiş çabuk iyileşsin diye ve iyileşirmiş sevdiği kısa sürede. Bu iyileşmenin mağrifeti kardan değil asıl mağrifet sevdiğin uğrana bazı şeyleri yapabilmekmiş. Belki ben buradan Ağrı Dağının tepesine çıkıp kar geiremem ama tüm hayallerimi, yaşantımı ve yaşayacaklarımı gözümü kırpmadan sererim yere senin uğruna.

“Yasaksınız.” Dediler ya bize. “Yasaksınız birbirinize.” Asla dinlemedik onları kapattık kulaklarımızı. El ele tutuştuk sonra sinemiz önde karşılayıp yumuşattık her bir derdi. Beni diken dolu bu yolda yalnız bırakmadığın için teşekkürler sevgilim.

Saçları deli deli esen bu çılgın avcı, avına delice aşık oldu. Bu sefer geçmedi kurşunun hükmü bu topraklarda . Sevginin saf gücü tüm her yeri aydınlattı ulaşıp karanlıklara

Yankılar bıraktım dağlar ardında. İliklerime kadar hissettim sevgini. Nefret hükümsüzdür gönül coğrafyasında. Dermanı yoktur aşk tenini geçtimi.

Tenin dolaşsın tenimde hissedeyim cenneti üzerimde sevgilim.

Sen ele bakma hayatımın anlamı, el anca konuşur. Onlar bilmezler uğruna adanma nedir. Onlar bilmezler saf sevgi nasıldır. Onlar ne anlar aşktan, sevgiden. Aldırma sevgilim. Aldırma…

Islak bir vuslat oyalanır usulca sevgiye aç, doymamış üryan bedenimde. Sevginle doyur beni küçüğüm. Oturduğum bu kasvet kokan kaldırımlar ciğerimi parçalar. Papatya kokan saçlarını sineme daya, kalkar o zaman yüreğimde ki bu kayalar.

Dursun dünya dönmesin bir daha eğer sen yanımda olmayacaksan. Neye yarar açan çiçekler senin gibi kokmayacaksa. Seni çok seviyorum bitanem ve bu asla değişmeyecek ruhum bedenden çıksada.

Hadi yüreğim son bir gayretle göster kendini, öğret onlara asıl el değmemiş gerçek sevgiyi. Belki garipsin tek başına belkide yalnızsın kanlı coğrafyalarda ya da sadece kederlisin deviriyorsun bir şişeyi. Her nerede nasıl olursa olsun. Bu kalbin her daim yeniden varacağı tek yolsun.

Senin yolunda ne kadar çok gül var. Merak etme benim gözüm kapalıdır dikenlere, onlar canımı yakmaz aşkla yürürken.

Ah çok zor üstüme yıkılmış bunca dertle başa çıkmak lakin senle birlikte yarıya bölündü. Ama inan ki sol yanım nefesine muhtaç bir güle döndü. Seni çok seviyorum yaşama sevincim.

Buğday ellerini ilk bu şehirde buldum. Sana hazırladığım aşk sözlerini ilk bu şehirde söyledim. Beni tüm kalbinle sevdiğini dünya gözüyle ilk bu şehirde gördüm. Varlığın nefesime can oluyor alın yazım.

Tuhaf geliyor insanlara seni bu kadar sevmem. Tabi onlar görmüyorlar içinde ki saklı cevherleri. Boş ver onlar bana deli desinler, senin hazinelerini bilmesinler…

Varsın evimi elimden alsınlar, giyecek pek bir şeyimde olmasın hatta yiyeceğim tek şey bi’ kuru ekmek olsaydı dahi seni sevmekten asla vazgeçmezdim.

Bu yaşlı ve topal dünya acımasız ve kaba. Sen onlara bakma! Diğerleri inatla savaşsın biz sonsuza kadar dans edelim.

Şimdi aşk kıytırıktan bir melodi değil, herkesin hayran kalmış bir şekilde dinlediği efsunlu bir senfoni gibi. Buna en güzel örnek ise senin sesindir…

Ne güzel bir yüzün var. Tıpkı ay gibi, porselen gibi. Kıskanırlar onu senden. Gözlerin bir mum alevi misali, uykun geceye bal çalar.

Çok büyük bir hazineyi aramak gibi yüzüne bakmak. Tek hayalim gülümsediğinde oluşan gamzelerde kaybolmak. Tanrıdan isteğim geçirdiğimiz her günü çağlayan nehirler kadar coşkulu yaşamak.

Beyazlar içinde bir hatıra bırakalım gökyüzüne. Gözlerinden bir parça yerleştirelim göğün göğsüne. Gözyaşlarımız sadece mutluluktan aksın. Eğer biri üzerse seni lanetler yağdırırım tüm geceye.

Bu siyah avlularda teller vardı. Üstüne de demirden iğneler vardı. Yalın ayak koştum sana doğru, sarıldın sende bana yaralarımı unuttum…

Biliyorum senin kıymetini çünkü en çok umudun değerini yitirenler bilir.

Sevgin tüm bedenimi mühürleyen acısız bir sancıya benziyor. Her bana gülümsediğinde yüzünde oluşan çukur beni küllerimden sıyırıp yeniden doğuruyon.

Ey güzel yürekli kadın! Sen ki yaşamdan bi’ çare bu bozuk deli pervaneyi döndürdün, beni sevdin ya o zaman doydu kantlarım yaşamla.

Kipriklerinin gölgelerinde tüm yaşamı geçirebilirim. Dudaklarında meyhoş bir hayal bırakıp onu yıllarca sarabilirim.

Ben sana sonsuza açan dikenleri olmayan bir gülüm, düşmana sessiz acılı bir süngüyüm.

Sağımda ölümler, solumda ayrılıklar vardı. Ben ise sana sarıldım genzimi yakan bu yangının ortasında. Biliyorum sadece sen anlarsın beni. Yargılamadan sadece aşkla anlarsın.

Bir çocuk gibi heyecandan elim ayağıma dolaşıyor. Avare avare gezen aşıklar gibi bir karanfil taktım gömleğimin cebine. Seni görmeye geliyorum, içim içime sığmıyor. Senin aşkınla atan o kalp bu bedene dardı. Uçuyordu…

Nereye gittiğimin ne önemi var ki? Kalbimde sen, aklımda ümitlerim ve yolun sonu aydınlık.

“Kötü biten masal yoktur.” Derler. Seni elimden almaya çalışsınlar belki o zaman fark ederler gerçeği. Kötü bitecek olan tek şeyin sadece masal olmayacağını.

Aşkından adım çıkar memcuna, siyahları yok ederim dokunamazlar yarına. Bebeğim inan ki senden daha büyük bir hediye yoktur bana.

Ah bu başımın hali nice haldir ki vuruldu bir ceylana. Siyah elmastan gözler, biraz kızarmış al al yanaklar. Dudakların beni sarhoş eder. Dokun benim bedenime şifadır cenazeme.

Başımda bir kasvet, görünüyor mu uzaktan darmadağın aklım? Tüm umutlarım, hayallerim, yaşamak istediklerim ve yaşayacaklarım hepsi seninle olsun istiyorum. Ben tüm her şeyimle senin olmak istiyorum.

Derler evlilik aşkı öldürür diye. Ne büyük saçmalık ve ne büyük yalan. Ben seni sonsuza kadar seveceğim. Evlilik aşkın mühürüdür. Aşkın ölmesi demek insanın ruhundan bir parça alınması demektir. Nolur aşkı da kirletmeyin. Üzülür eşim ve sırf o üzülmesin diye ben bütün dünyayı baştan başa yakabilirim.

Bu aşk bizim üstümüze dikilmiş incili kaftan. Öptüm yüzünü üstün körü dünyayı ilk kez döndü benim için o an. İçerim düşerim bırakın dokunmayın bana. Söz veriyorum sana aşkım bizi ayıramayacak asla zaman.

Bütün yalanları hataları arkamda bıraktım. Sadece benim karşında duran bu aciz çocuk. Ne kadar titresede korkudan senin aşkından deliye dönüyor. Seni çok seviyor bu çocuk.

Bu dünya da hiç bir asla boşuna yaşanmamıştır. Acı, keder, hüzün, sevinç, mutluluk, huzur… daha adını sayamadığım onca his arasında yaşadığım en güzel duygu sendin sevgilim.

Senden önce bir yer vardı içimde orda her yer renksizdi. Biliyorum sen varsın artık yanımda canım eşim. O kara kara bulutlar dağılacak ve acımasız yağmurlar sonsuza kadar dinecekdi.

Sessiz sessiz kanımda dolaşan o sinsi aşk, senle beraber bana bu evrenin en mutlu adamı olmayı öğretti.

Biliyorum bu acı günleri beraber atlatacağız aşkım. Gökyüzü düşsede üzerime, yeryüzü yutsada bedenimi bana inan asla bırakmam senin ellerini.

Yüzümde ki acılardan ve yaralardan öper misin sevdiceğim? 

Eğer bu son nefesim ise ölüm yerine senin kollarında olmayı yeğlerim hatta dön yüzünü benden yana, bak gözlerime hatırlat cenneti.

Gözyaşlarım akmıyor artık, tüm gözyaşlarım senindir. Duymuyor ve asla durmuyor, zaman benim sensiz felaketimdir.

Sen gittiğinden beri içimde zifr-i bir çamur, feryat figan bir ses var. İçimde boğar beni sana emanet ettiğim koyu olan karanlıklar. Tut elimden çıkar beni açığa sevgilim.

Resimli sevgiliye güzel sözler

Belki zamanı durduramam ama yaşayabileceğimiz her anı dolu dolu geçirelim olur mu? Aşkla ve kıvançla huzura erelim sevgilim.

Ben kağıttan, güçsüz fakat kara görme umudu ile çırpınan beyaz yelken. Sen ise denize inat beni karaya ulaştırmaya çalışan o fedakâr rüzgar. Eğer sen yanımdaysan ben asla alabora olmam. Merak etme sevgilim.

Geçtim acı esen rüzgarlardan, canım acıyor. Gazap çiçeklerinin dikenleri batıyor, canım acıyor. Ben senden başkasını istemem bitanem. Sen hep böyle gül bana, her acı zamanla geçiyor.

Senin için silerim geceyi gökyüzünden ve toplarım yıldızları dizerim şamdanın ucuna yakarım, acıyla yanar yıldızlar. Aşk dolu bir senfoni yavaşca mırıldanırlar ve bunu anca bizim gibi aşıklar anlar.

Çok yabancıyız bizden ödünç alınan bu mutluluğa… şayet eğer bir gün geri alabilirsek mutluluğuzu eskisinden daha yorgun olacağız canım eşim, eskisinden daha yorgun.

Saklı bir sır gibi kalbimde yaşıyorsun, pembe panjurlu hayallere artık inanmıyorum. Seni her şeyden çok sevdiğimi biliyorsun, sonsuza kadar senle el ele yaşamak istiyorum.

Evet defalarca düştüm sana gelirken, korkuyordum yalanların arasında üryan yürürken, sensiz şu acımasız karanlıktan süzülen ve mutluyken gözlerimden dökülen. Mutluyduk aşkımızın önüne geleni yıkıp geçerken.

Kalbin göğsümde çırpınan yaralı bir kuş gibi, düş gibi, suç gibi, sır gibi, can gibi, canın çok yanmış gibi, cam gibi kırılmış sanki. Kalbinden öpüyorum bebeğim.

Sen dokundukça erir demirde, içimde ki buzlarda hatta iyileşir tüm yaralarım. Hissetmek istiyorum senin parmak izlerini. Tüm yaralarımda!

Dayan gözümün nuru, elbet kavuşacağız. Geçsin bi’ şu güz, gelsin yeniden bahar. İşte o zaman aşkla, tutkuyla güleceğiz. Kavuşmamızı papatyalarla kutlayacağız.

İçimde sen varsın, aşk var, huzur var, yaşam var. Dışarıda ise kan, isyan, savaş ve karanlıklar. Seninle büyür aşk bahçelerim. Onu solduramaz sonbahar.

Martı misali tek başıma uçardım. Aşardım bendimi, denizleri geçerdim. Bir gün fil dişi renginde bir kelebeğe rastladım. Sonra sanki onun kanatlarında yankılandım.

Birbirimizi sevdikçe acıdı canımız, darmadağın akşamlarda… vazgeçemedik asla. Bırakmadık yarınlara, bugünden hallettik. Çokça da seni sevdim. Hala seviyorum. Sen benim her şeyimsin canım eşim.

Saçlarına bir kaç hicran düşmüş sanki sevgilim. Aldırma onlara silkele saçlarından. Yanağında ki çukurda boğulayım, içime göçmüş göğsüm. Aklım senle bulandı bi’ haberim yarından.

Ben senin cennet kokan saçlarını çok seviyorum mesela ama sinmez üstüme ne yazık ki ne kadar saçlarını koklasamda.

Onca gündür nerede senin o kurşun gözlerin, hapsetti ben yalnızlıklar. Sensiz bedemim deli divane ruhum aysar. Elimde kalemim tamamen senle dolmuş beynim. Bende aşkının peşinde gezen delilerden biriyim.

Ben giderken kimse bana hoşçakal demedi. Sadece sen bırakmadın ellerimi. Tüm ruhumla seviyorum seni. Eşim sen benim her şeyimsin.

Her sabah senin gül yüzünle uyanmak nasıl bir hediyedir bir fikrin var mı? Yaşam gibi, nefes alabilmek gibi, yaşayabilmek gibi…

Sen benim imkamsızımdın. Nasıl sevdin sen beni? Galiba ben artık senin sayende imkansızlıklara inanmıyorum.

Ömürlük sevgilim şu an kollarımda seni hissetmek Allahın bana verdiği en büyük lütufdur.

Gözlerin gökte parlayan bir yıldız, gönlün zümrütten kırılgan, nadide bir çiçek. Kaşların yay sanki çeker vurur beni. Bu evrende ki en güzel şey sevmek seni…

Kalbim yaralar içinde olsada vazgeçmez senden asla. Yüzünün ellerimin içinde olduğunu düşünmek bile bana umut veriyor bana.

Aşkın karanlık bir boşlukta görünen güçlü bir ışık, geleceği aydınlatan bir fener. Nolur mahrum etme beni ışığından sevgilim.

Tut ellerimden devirelim bizi yaşlandırmak isteyen yılları. Hatta söz verelim birbirimize sevgimiz kadar yaşayalım. Hiç yaşlanmayalım…

Ben böyle aşkından pervaneler misali yana yana dönüyorum. Her tarafım taş toprak, ruhum üryan ya da çırılçıplak. Ne fark eder? İnan ki sevgilim her acı aşka değer!

Bir hoyrat aşk gördüm parlak yıldızlarda, kayıp gitmesin ellerimizden. Korkuyorum. Korkularım benden fazla. Yardım et bana sevdiceğim.

Bir nefeslik yaşamımıza çağlar dizdiler, kavuşamayız sandılar. Yanıldılar ve sevgimizin güçünü hafife aldılar.

Sen benim gönlümde ki bu kırık dökük, harabe şehri bir cennete dönüştürdün sevgilim.

Gözlerin yağmur yüklü bir bulut gibi, ama nolur sakla o yaşları. Dökülürse o yaşlar gözünden ben susuz bir şekilde çölde kalmış gibi olurum. Tüm acıları tatmış gibi…

Şafak ağarırken dalar gözlerim tam ufuğa, gözlerin belirir tam orada… Sevdiceğim, biricik eşim seni çok seviyorum.

Kendimi akışa bıraksamda ruhum hep sana süzülür birtanem.

Biz bir aşk sonucu kördüğüm ile bağlandık. Deli divane oldum sana sevgiyle, hatıralarla.

Bazen hayat çok zor geliyor. Tüm bu yaşamı ardında bir notla bırakıp, kaybolmak… fakat yapamıyorum! Biliyorum ki senin gözlerine tek bir gün bakamazsam deliririm ben.

Adın kır papatyası olsun. Gözlerinde yeni tomurcuklanmış goncalar. Çok sevdiğim o maviyi yıllarca dizlerinde bana anlatsan. Aşkımın asil gardiyanı seni seviyorum.

Uyandırmasınlar beni cennet kollarında sonsuza kadar uyusam. Gözlerimi ne zaman açsam senin gözlerin yoklasa beni. Kalbim, tek varlığım eşim seni herkesten ve her şeyden çok seviyorum.

Seni ne kadar özlediğimi bana sorma, göküzüne sor. Hep ona anlattım senli hayallerimi. Güzel ruhlu kadın seni çok seviyorum.

Papatya gibisin yarim. Papatyalar hafif bir rüzgarla sallanır lakin koskoca taştan kaldırımı delerde geçer.

Her şeyin bedeli vardır. Öyle ki sevgininde bir bedeli var sevdiceğim. Fakat sen bana böyle aşkla bakarken ben hiç bir bedeli umursamayacak kadar mutlu oluyorum.

Ben utanır diyemem ne kadar güzel olduğunu lakin sen anlarsın zaten gözlerimden.

Şu ay, yıldızlar veya güneş hepsi seni bana hatırlatır. Ay porselen gibi güzel yüzünü, yıldızlar büyük ve parlak gözlerini, güneş ise bana her baktığında içimi gıdıklayan o sıcak hissi hatırlatır.

Bir gelincik kadar narin, bir kuş kadar özgür. Cennet kadar güzelsin canım eşim…

Bana son arzumu sorsalar. İçimde sen olduğunu her hâlükârda anlarlar. Son arzum ilk kezmiş gibi seni sevmek olurdu. Seni sevmek ne güzel şey!

Seninle ve aşkınla büyüyorum. Her gün değişiyor ve gelişiyor sana olan sevgim. Canımdan bir parça gibisin artık, isteseler bile asla söküp atamazlar.

Mevsimler istediği gibi değişsin. Baharlar gelsin, geçsin. Ağaçlar kuruyup başka bir bahar yeniden yeşertsin kendini. Hiç bir farkı yok bana göre mevsimlerin. Bana göre tek fark senin sesinde duyduğum o muhteşem tınıdır can tanem.

Ciğerime çekerim kokunu ve o anda binlerce kelebek kanatlanır yüreğimden. Tenimde yağmurlar var. Yeniden yeşerir altın kanatlı papatyalar. Kokun bana yaşam oluyor aşkım.

Sonunda senin olduğun bir yolu düğüm düğüm bağlasalar. Üzerine dağları devirseler hatta zehirli çiçekler ekseler geçeceğim yerlere yinede korkmam asla, yeter ki sen gelmemi iste…

Senin sesin bu evrende ki en güzel şarkıdır bana. Tüm efsunlu melodiler birleşse bile yaklaşamaz senin yanına. Sen bu cihanda ki tüm muhteşem şeylerin temsili gibisin.

Hayalini gözlerimin önüne getirmek dahi bedenimin güneş misali yanmasını sağlıyor. O zaman canlı kanlı karşımda görünce yanıp kül olmam gerekiyor.

Bembeyaz bir kalbin var yarim ne kir tutar ne de pas. Dokunamasın sana hiç bir acı, göz bebeklerine yerleşmesin asla o  sancılı yas.

Ey gökyüzü kalpli kadın! Sen bana aşkın en güzel halini yaşattın. Galiba bu yüzdendir ki hala deli gibi pervaneyim etrafında.

Bir daha böyle sever miyim? Hayır asla! Asla senin gibi seven birini bulamam ben bu yaşlanmış ve saçları ağarmış topal dünyada.

Saçlarımız ağarıyor, bedenimiz yaşlanıyor ama biz meydan okuyoruz zamana. Fani bedenlerimizle meydan okuyoruz. Ölümsüz aşkımızla meydan okuyoruz.

O gün sarıldın ya bana öyle, hala bedenimde izi var o günün.

Eğer bir gün seni bırakırsam sadece bir gün değil her gün yansın bu aciz aşık. Seni asla bırakmam çünkü ruhum sana senden daha yakın. Bu aşığın kafası senin aşkınla karışık.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.